<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-8992779680012957910</id><updated>2011-11-27T16:34:15.061-08:00</updated><category term='Çocukların yanında nelere dikkat edilmeli'/><category term='İnternet ve Sigara'/><category term='TV&apos;yi Yakından Seyretmenin Zararı'/><category term='İlaç-İncir İlişkisi'/><category term='Saglıklı Kilo Vermek'/><title type='text'>SaglikOnline | Netteki Sağlığınız</title><subtitle type='html'></subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://saglikonline.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8992779680012957910/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikonline.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><author><name>SaglikOnline</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04677586906273144929</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='27' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_1lMtn5PbooU/TPoHepUz-II/AAAAAAAAAAQ/d_A61Nxgu-A/S220/cigara_by_suley_man.jpg'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>18</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8992779680012957910.post-3417685581216313982</id><published>2011-04-17T04:29:00.001-07:00</published><updated>2011-04-17T04:29:04.105-07:00</updated><title type='text'>Plastik Ürünler Sperm Kalitesini Düşürüyor</title><content type='html'>Plastik yapımında yıllardır kullanılan Bisfenol A maddesinin sperm kalitesini de etkilediği ortaya çıktı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çin'de fabrikalarda çalışan 514 işçinin katıldığı, 5 yıl süren araştırma, idrarında BPA seviyesi yüksek olanların kalitesiz sperm üretme riskinin 3 kat arttığını gösterdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Araştırma, "Fertility and Sterility" adlı sağlık dergisinde yayımlandı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha önce yapılan araştırmalar bazı biberonlar, su damacanaları, sert plastik bardaklar, yeniden kullanılabilir besin kapları, gıda ambalajları gibi günlük hayatta sıkça kullanılan malzemelerde bulunan Bisfenol A'nın anne karnındaki ve yeni doğan bebeklerin beyin gelişimini, ayrıca bağırsakları olumsuz etkilediğini ortaya koymuştu.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8992779680012957910-3417685581216313982?l=saglikonline.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikonline.blogspot.com/feeds/3417685581216313982/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://saglikonline.blogspot.com/2011/04/plastik-urunler-sperm-kalitesini.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8992779680012957910/posts/default/3417685581216313982'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8992779680012957910/posts/default/3417685581216313982'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikonline.blogspot.com/2011/04/plastik-urunler-sperm-kalitesini.html' title='Plastik Ürünler Sperm Kalitesini Düşürüyor'/><author><name>SaglikOnline</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04677586906273144929</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='27' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_1lMtn5PbooU/TPoHepUz-II/AAAAAAAAAAQ/d_A61Nxgu-A/S220/cigara_by_suley_man.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8992779680012957910.post-1466224393790720674</id><published>2011-04-17T04:28:00.005-07:00</published><updated>2011-04-17T04:28:49.437-07:00</updated><title type='text'>Öpüşmek Güzelleştiriyor!</title><content type='html'>Öpüşmenin kimi iyi hissettiren kimyasalları, stresten arınmayı ve sosyal bağ kurmayı yükselten kimyasalları serbest bırakır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tutkunun yoğunluğuna bağlı olarak, öpüşmek dakikada ikiden altıya kadar kalori yakmanıza sebep olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bağışıklık sistemini güçlendirir:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hastalıklarla savaşmakta yardımcı olan oksitosin ve diğer vücut kimyasallarının salgılanmasına sebep olur ve bağışıklık sistemine yardımcı olan faydalı bakterilere...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Acıyı hafifletir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yumuşak bir öpücük, beyinde tansiyonu ve kan basıncını düşürmeye yardımcı olan kimyasalları salgılatır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilimsel araştırmalara göre öpüşmek cilt problemlerini azaltıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gülüşünüzü güzelleştirir:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tükürük, plakları temizlediği için öpüşmek çürükleri önlemek için en keyifli yöntemlerden birisi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mini yüz germe operasyonu:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öpüşmek sayısız çene, yanak ve temel yüz kaslarını çalıştırır ve böylece yüzünüz ve boynunuz sarkmaz.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8992779680012957910-1466224393790720674?l=saglikonline.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikonline.blogspot.com/feeds/1466224393790720674/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://saglikonline.blogspot.com/2011/04/opusmek-guzellestiriyor.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8992779680012957910/posts/default/1466224393790720674'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8992779680012957910/posts/default/1466224393790720674'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikonline.blogspot.com/2011/04/opusmek-guzellestiriyor.html' title='Öpüşmek Güzelleştiriyor!'/><author><name>SaglikOnline</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04677586906273144929</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='27' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_1lMtn5PbooU/TPoHepUz-II/AAAAAAAAAAQ/d_A61Nxgu-A/S220/cigara_by_suley_man.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8992779680012957910.post-1399452002427639119</id><published>2011-04-17T04:28:00.003-07:00</published><updated>2011-04-17T04:28:33.168-07:00</updated><title type='text'>Erkekler Sıradan Kadınları Beğeniyor!</title><content type='html'>Avustralya'daki New South Wales Üniversitesi'nden Profesör Rob Brooks, yaptıkları çalışmalar sonucu erkeklerin ortalama vücut ölçülerindeki kadınları, Playboy güzellerine veya podyumların taş bebeklerine tercih ettiklerini ortaya koyuyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Brooks, erkeklerin kadınların düşündüğünün aksine hiç de süper vücut ölçülerindeki kadınları çekici bulmadıklarını, sıradan bir kadının vücut ölçülerini çok daha güzel bulduklarını söylüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;42 bedendeki bir kadın, pek çok erkek için çok daha çekici gelebiliyor. Üniversite'de 100 erkek öğrenci arasında yapılan araştırma için farklı kalça, bel, omuz ölçüleriyle 201 çizgiden oluşturulan kadın bedenlerinin hangisinin daha çekici olduğunun ölçümü yapıldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Buna göre erkeklerin, 25- 44 yaş arasındaki kadınlarda normal vücut ölçülerini tercih ettikleri, onlar için asıl 'süper çekici modeller'in bu tip kadınlar olduğu ortaya çıktı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Erkeklerin sevdiği bu tip kadınların, Playboy dergisinin kapağını süsleyen ve podyumlarda aşık atan mankenlerin vücut ölçüleriyle tezatlık gösterdiği sonucuna varıldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Araştırma dümdüz karınlı, düz kalçalı kadınların hiç de erkekler tarafından cazip bulunmadığına, aksine kavisli hatların çok daha güzel bulunduğuna dikkat çekiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Günümüzde Victoria Beckham gibi neredeyse 32 beden kadınların, dolgun vücut hatlardaki kadınlara oranla beğenilme konusunda hiç de şanslı olmadığını söyleyen araştırmacılar, Marilyn Monroe, Monica Belluci gibi aktrislerin, seksilikte diğerlerine göre on adım önde olduğunu söylüyor.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8992779680012957910-1399452002427639119?l=saglikonline.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikonline.blogspot.com/feeds/1399452002427639119/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://saglikonline.blogspot.com/2011/04/erkekler-sradan-kadnlar-begeniyor.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8992779680012957910/posts/default/1399452002427639119'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8992779680012957910/posts/default/1399452002427639119'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikonline.blogspot.com/2011/04/erkekler-sradan-kadnlar-begeniyor.html' title='Erkekler Sıradan Kadınları Beğeniyor!'/><author><name>SaglikOnline</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04677586906273144929</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='27' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_1lMtn5PbooU/TPoHepUz-II/AAAAAAAAAAQ/d_A61Nxgu-A/S220/cigara_by_suley_man.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8992779680012957910.post-4232752768666647817</id><published>2011-04-17T04:28:00.001-07:00</published><updated>2011-04-17T04:28:09.866-07:00</updated><title type='text'>Obezite Sperm Kalitesini Etkiliyor!</title><content type='html'>Obez erkeklerin sperm sayısının, normal kilolu erkeklere oranla 9 milyon daha az olduğu belirtiliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üreme Sağlığı ve Tüp Bebek Uygulamaları alanında çalışan IVI, kilonun gebelik elde etmedeki önemini gösteren bir çalışma gerçekleştirdi. Bu çalışmada, obezite ile sperm sayısı arasındaki ilişki irdelendi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Araştırmalar, obez kadınların kısırlık riskinin, doğal yoldan veya yardımcı üreme teknikleriye gebelikte başarısızlık oranının üç kat daha fazla olduğunu ortaya koyuyor. IVI tarafından gerçekleştirilen çalışmanın ise obezitenin, erkeklerde sperm sayısının azalmasına neden olduğunu gösteriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Buna göre, obez erkeklerde yüksek kilolu erkeklerden 8 milyon, normal kilolu erkeklerden ise 9 milyon daha az sperm bulunuyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;IVI Madrid kliniğinden Dr. Gabriel de la Fuente, bu çalışmanın 1931 çift üzerinde gerçekleştirildiğini belirterek, “Vücut kitle indeksi normal ve normalin biraz üzerinde olan erkeklerin sperm sayıları (milimetrede 52,8 ile 53,2 arasında) arasında büyük bir fark yok. Fakat obez erkeklerde sperm sayısı 44,8 milyon yani normal kilolu erkeklere oranla yüzde 15 daha az” dedi.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8992779680012957910-4232752768666647817?l=saglikonline.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikonline.blogspot.com/feeds/4232752768666647817/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://saglikonline.blogspot.com/2011/04/obezite-sperm-kalitesini-etkiliyor.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8992779680012957910/posts/default/4232752768666647817'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8992779680012957910/posts/default/4232752768666647817'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikonline.blogspot.com/2011/04/obezite-sperm-kalitesini-etkiliyor.html' title='Obezite Sperm Kalitesini Etkiliyor!'/><author><name>SaglikOnline</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04677586906273144929</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='27' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_1lMtn5PbooU/TPoHepUz-II/AAAAAAAAAAQ/d_A61Nxgu-A/S220/cigara_by_suley_man.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8992779680012957910.post-1355476426808392117</id><published>2011-04-17T04:27:00.003-07:00</published><updated>2011-04-17T04:27:41.205-07:00</updated><title type='text'>Uyku Pozisyonunuz Seks Yaşamızını Belirliyor!</title><content type='html'>Goodbye Insomia ve Hello Sleep kitaplarının yazarı Psikiyatr Samuel Dunkell uyku pozisyonlarını 25 seneyi aşkın bir süredir analiz edip, elde ettiği verilerle insanlar ve ilişkileri hakkında hiç bilinmeyen gerçekleri ortaya çıkarıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yüz Yüze&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sarılma, cinsel münasebetin başlama noktasıdır. Kaşık pozisyonundan daha az yaygın(ve gece boyunca sürdürülmesi güç bir pozisyon) olan bu biçim, ateşli bir gecenin başlangıcını işaret eder. Bazı çiftler özel eğlenceler yaşadıkları senelerin ardından yine bu duruşa dönebiliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;New York'lu bir psikoterapist olan Elizabeth Flynn Campbell bu konuda "Çiftler kolaylıkla ağa düşebilirler, birbirlerinden ayrı yatmak bu bağlılık dahilinde mümkün değildir"diyor. Peki ya partneriniz size bu şekilde sarılmayı seviyor ve siz de boğulacak gibi hissediyorsanız?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diğer evlilikle ilgili konular gibi uyku pozisyonları da anlaşmayla çözümlenebilir. Mesela eşiniz uyuyana kadar ona sarılıp sonra daha rahat bir pozisyona geçilebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaşık Pozisyonu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çok yakın, çok güvenli bu resim evliliklerin/ilişkilerin ilk 3-5 senesinde karşılaşılan en genel pozisyondur. "Genelde erkek kapsayıcı ve faaldir" diyor Dr. Dunkell. "Kadın arkadan sarılma pozisyonunu benimsiyorsa, bu daha özveri gösteren taraf olduğuna veya daha fazla duygusal destek ihtiyacı içinde olduğuna işarettir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaşık pozisyonu, genital bölgenin arka kısımla bitiştiği cenin duruşu, tam olarak erotik bir his uyandırmasa da maksimum fiziksel yakınlığı sağlar. "Çoğu çift kaşık pozisyonunu rahat ve güvenli bir koza olarak buluyor" diyor psikiyatr ve terapist Dr. Shirley P. Glass. Evliliğin ön safhalarında çiftler bu pozisyonu, gecenin büyük bir bölümünde birbirleriyle eşleşerek korurlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çiftten biri döndüğünde, diğeri de dönüp ona sarılır. Öylece kaşık pozisyonu ters taraftan devamlılığını sağlar" diyor Dr. Dynkell. Fakat uzun süreli bir evliliğinizin olması bu yakınlığı kaybetmeniz gerektiği anlamını taşımaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Krallık&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu pozisyonda çiftlerden biri, genellikle erkek, güçlü bir ego gösterisi, yetkili bir pozisyon alır. Kadın ise kafasını erkeğin omzuna koyar. "Dünyaya erkekle aynı perspektifte baktığından, yakınlık ve korunma hislerini kendinde daha güçlenmiş bulacaktır" diyor Dr. Dunkell. Çiftler ilişkilerinin/evliliklerinin ilk evrelerinde, teslimiyet ve taahhüt içeren bu pozisyona rağbet ederler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Burada yüksek seviyede güven vardır" diyor Dr. Glass. "Sırt üstü yatan bir kaplumbağa gibi, kendinizi ifşa ettiğiniz ve her tür dokunuşa açık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kanatlarının Altında&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu bir öncekinden daha samimi bir pozisyondur. Çünkü erkek sadece omzuyla destek olmanın ötesinde kadını tek koluyla kavrar ve tutar. Bu pozisyon kadını cömert ve aşk dolu bir hediyenin alıcısı durumuna sokar, özellikle de kriz zamanları ve özel ihtiyaçların doğduğu anlarda. "Sizi tamamen kanatlarının altına alır" diyor Dr Glass, "Bu çok besleyici bir pozisyondur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Göğüs kanseri tedavisi gördüğüm dönemlerde, eşim beni uyuyana kadar kollarında sarılı tutardı" diye hatırladığını anlatıyor bir hastasının. "Gece boyunca değişik pozisyonlara girsek de sabaha doğru yine aynı hali alırdık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O zamanlar ne kadar güvende ve koruma altında olduğumu hep hatırlayacağım". Fakat bu pozisyonun denenmesi için bir kriz ortamının oluşmasını beklemeye gerek yok. Ayrıca sarma işlemini erkek kısmının yapması da bir zorunluluk değildir. Onu, stresli geçen bir günün ardından yatıp konuşurken kollarınızın arasına almak, iletişiminizi güçlendirmek açından çok samimi ve candan bir yol olacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Garip&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Siz veya eşiniz gerçekten garip pozisyonlarda mı uyuyorsunuz? Yarı dışarıda (sanki ondan kurtulmak ister gibi) veya ters yatmak gibi. Dikkat edin! Evlilik ve beraberlikten farkında olmadan kaçma eğiliminde olabilirsiniz. Durumun böyle olduğunu düşünüyorsanız, bir evlilik danışmanı nelerin ters gittiği konusunda aydınlanmanıza yardımcı olacaktır. Yine de bir hoşnutsuzlukla ilgili başka işaretler yoksa, bu yeni yatış biçimini çok da yadırgamanıza gerek yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Gün içinde taraflar arasında bir güç savaşı ve benzeri ego çatışmaları yoksa fazla yorum yapmaya gerek yok" diyor Glass. "Bir sandalyede otururken her zaman aynı şekilde durmazsınız. Bazen canımız yakınlık ister bazen de alan. Ya da belki yatakta çok yaratıcıyızdır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8992779680012957910-1355476426808392117?l=saglikonline.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikonline.blogspot.com/feeds/1355476426808392117/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://saglikonline.blogspot.com/2011/04/uyku-pozisyonunuz-seks-yasamzn.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8992779680012957910/posts/default/1355476426808392117'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8992779680012957910/posts/default/1355476426808392117'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikonline.blogspot.com/2011/04/uyku-pozisyonunuz-seks-yasamzn.html' title='Uyku Pozisyonunuz Seks Yaşamızını Belirliyor!'/><author><name>SaglikOnline</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04677586906273144929</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='27' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_1lMtn5PbooU/TPoHepUz-II/AAAAAAAAAAQ/d_A61Nxgu-A/S220/cigara_by_suley_man.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8992779680012957910.post-4920964710483887634</id><published>2011-04-17T04:27:00.001-07:00</published><updated>2011-04-17T04:27:09.416-07:00</updated><title type='text'>Enerji Durgunluğunuzu Test Edebilirsiniz!</title><content type='html'>Bu yöntemle enerji durgunluğunuzu tespit edin. Kendi kendini kontrol, Geleneksel Çin Tıbbı önleme programının vazgeçilmez bir parçasıdır. Geleneksel Çin Tıbbı enerji durgunluğunun nerede olduğunu teşhis etmeye yardımcı olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1. Adet öncesi sendromu yaşıyor musunuz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2. Saman nezlesine yakalanıyor musunuz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3. Hava veya mevsim değiştiğinde bedensel rahatsızlıklar yaşıyor musunuz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4. Nefesiniz kötü kokuyor mu?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5. Kulağınız çınlıyor mu?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;6. Tırnaklarınız kırılgan veya ince mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;7. Burun bölgeniz sürekli kızarık mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;8. Gözleriniz sıkça yaşarıyor mu?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;9. Sık sık baş ağrısı çekiyor musunuz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;10. Vücudunuzda sivilce çıkıyor mu?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1. Adet öncesi sendrom, karaciğer işlev bozukluğunun bir belirtisidir. Âdet öncesi sendrom; migren dahil çok çeşitli baş ağrıları, mide bulantısı, kabızlık, ishal, öfke, depresyon, ruhsal çalkantı gibi çeşitli sorunları barındırır. Birbiriyle ilgisiz gibi görünen bu durumların asıl sebebi aynıdır: Karaciğerde ‘Çi' durgunluğu. Karaciğerin işlev bozukluğu tedavi edilmediği sürece bu sorunlar da devam eder. Oysa kadınlar, bu sendromu tahammül etmeleri gereken bir durum olarak görür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2. Saman nezlesi genelde ilkbaharda ve sonbaharda olur. İlkbahar, karaciğerin mevsimidir ve göz karaciğerin ‘pencere'sidir. Eğer ilkbaharda saman nezlesine yakalanırsanız gözleriniz kaşınır ve sulanır. Sonbahar, akciğerin mevsimidir ve ‘pencere'si burundur. Buna göre, eğer sonbaharda saman nezlesine yakalanırsanız burnunuz akar. İyileşmenin yolu ilgili organın işlevini düzeltmektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3. Mevsimde değişimler olduğunda bedeninizin enerjisi uyum içinde değilse çeşitli sağlık sorunları oluşur. Böbreğin hâkim olduğu kış mevsiminde sürekli soğuk algınlığına ya da nezleye yakalanıyorsanız bu durum, böbrekte ‘Çi' yetersizliğiyle ilişkilidir. Eğer ilkbahara geçişte başınızın üst kısmı ağrıyorsa ya da aşırı öfkeleniyorsanız karaciğerinizde işlev bozukluğu vardır. Eğer kalp sorununuz varsa kalbin baskın olduğu yaz mevsiminde büyük rahatsızlıklar yaşayabilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4. Nefesin kötü kokması, karaciğerde ‘Çi' durgunluğunun bir belirtisidir. Duygusal sorunlar veya stres de nefesin kötü kokmasına yol açabilir. Gargara, diş macunu ve nefes açıcı naneler sorunun asıl kaynağını çözmez. Özellikle kronik duygusal rahatsızlıkları iyileştirmenin sağlıklı yollarını arayın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5. Eğer kulaklarınızla ilgili fiziksel bir sorununuz yoksa kulak çınlaması böbrekte ‘Çi' yetersizliğine işaret eder. Bu işareti dikkate almalısınız. Böbrek ‘Çi' enerjisini güçlendirmek için öğünlerinizde; ıstakoz, istiridye, midye, karides, kara fasulye, ceviz ve diğer yemişleri sık yiyin. Ayrıca şifalı bitki ve akupunktur tedavilerine başvurabilirsiniz.      &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;6. Dışsal işaretlerle içsel durumları teşhis edebilirsiniz. Sözgelimi, tırnaklarınız karaciğerinizin aynasıdır. Karaciğeriniz sağlıklıysa tırnaklarınız parlak olur, kolay kırılmaz ve çabuk büyür. Midye ve kabuklu deniz hayvanları tırnakları sağlıklı hale getirir. Tırnaklarınızı düzenli aralıklarla kontrol edin. Eğer yarım aylar beyaz ve tam değilse karaciğer ‘Çi' enerjiniz zayıflıyor veya azalıyor demektir.              &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;7. Burun kızarmışsa mide aşırı ısınmış demektir. Bu durum bazen karaciğerin işlevindeki dengesizlikle ilişkilidir. Akupunktur, şifalı bitkiler ve yaşam biçimi değişiklikleri bu durumu düzeltebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;8. Gözler karaciğerin ‘pencere'sidir. Eğer gözleriniz sık sık yaşarıyorsa ya da bir göz sorunu yüzünden uyanıyorsanız, karaciğer ‘Çi' enerjiniz durgunlaşıyor demektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;9. Baş ağrısını tedavi için dengesini yitirmiş organı teşhis etmek gerekir. Örneğin, başın her iki yanındaki ağrılar safrakesesiyle,  alındaki ağrılar mideyle ve başın tepesindeki ağrılar karaciğerle ilişkilidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;10. Ergenlik sivilcelerinden mustaripseniz, karaciğeriniz ve böbreğiniz dengesini yitirmiş demektir. Bu iki organ cildinizi temiz ve pürüzsüz tutmak için, birbirlerine iletmeleri gereken mesajları iletememektedir. Öfke ve stres, ergenlik sivilcelerinin iki önemli sebebidir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8992779680012957910-4920964710483887634?l=saglikonline.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikonline.blogspot.com/feeds/4920964710483887634/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://saglikonline.blogspot.com/2011/04/enerji-durgunlugunuzu-test.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8992779680012957910/posts/default/4920964710483887634'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8992779680012957910/posts/default/4920964710483887634'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikonline.blogspot.com/2011/04/enerji-durgunlugunuzu-test.html' title='Enerji Durgunluğunuzu Test Edebilirsiniz!'/><author><name>SaglikOnline</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04677586906273144929</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='27' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_1lMtn5PbooU/TPoHepUz-II/AAAAAAAAAAQ/d_A61Nxgu-A/S220/cigara_by_suley_man.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8992779680012957910.post-6674076078505326069</id><published>2011-04-17T04:26:00.001-07:00</published><updated>2011-04-17T04:26:07.810-07:00</updated><title type='text'>Down Sendromu Teşhisinde Yüzde 85 Erken Tanı Mümkün!</title><content type='html'>Dokuz ay binbir endişe içinde bebeğinizi kucağınıza almayı beklerken, zihinsel ve fiziksel kusurlara yol açan Down Sendromu (DS) riski, belli dönemlerde yapılacak DS taramaları ile erken dönemde belirlenebiliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dokuz ay binbir endişe içinde bebeğinizi kucağınıza almayı beklerken, zihinsel ve fiziksel kusurlara yol açan Down Sendromu (DS) riski, belli dönemlerde yapılacak DS taramaları ile erken dönemde belirlenebiliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bileşik Birinci Trimester Tarama Testi, 11-14. gebelik haftaları arasında NT ölçümü ile eş zamanlı olarak anne kanında gebelik proteinlerinin ölçümü ile yapılıyor. Bu testle, ense saydamlığı ölçümü, kandaki protein ölçümleri ile birleştirildiği zaman DS tespit oranı yüzde 85'e kadar ulaşıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gazi Üniversitesi (GÜ) Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Aydan Biri, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Down Sendromunun (DS) çocuğun vücudundaki hücrelerin 46 yerine 47 kromozoma sahip olması şeklinde tanımlandığını söyledi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu konuda üniversite hastanesinin Perinatoloji ünitesinde yapılan Down Sendromu (Trizomi 21) serum tarama testleri hakkında bilgi veren Biri, tarama testleri ile gebe bir kadının taşıdığı bebeğin DS olma olasılığı araştırıldığını, ancak sonuçların kesin olmadığını belirtti. Biri, DS'li bir bebek doğurma riski yüksek gebenin tespit edilerek, invaziv tanı testlerinin (amniosentez, koryon villus biyopsisi, kordosentez gibi) önerilmesinin sağlandığını ifade ederek, "Riskin fazla çıkması, fetusun DS olduğu anlamına gelmediği gibi, riskin az olması da fetusun normal olduğu anlamına gelmez" dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uzun geçmişine rağmen halen DS tarama testlerinin, birçok açıdan zor anlaşılan ve zor anlatılan testler olduğunu dile getiren Biri, bugün gelinen noktada bir kısmı pratik olmadığı için kullanılamayan çok sayıda testin DS taraması için konuşulur hale geldiğini ifade etti. Biri, o yüzden hem hastaların hem de doktorların uygulamada zorluk yaşadıkları bir DS tarama karmaşasının ortaya çıktığını belirterek, "Ülkemizde bu konuyu kontrol eden kurum yok ve Sağlık Bakanlığı DS tarama testlerini gebelikte yapılması zorunlu testler arasına almadı" eleştirisinde bulundu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Normalde 23 çift olmak üzere 46 kromozom ve bunların üzerine yerleşmiş genlerin fonksiyonu ile belirlenen insan yaşamının, kromozom sayısında sapmalar olduğunda bozulduğunu anlatan Biri, şunları kaydetti: "Yaşayan çocuklar içinde en sık karşılaşılan kromozom bozukluğu ise 21 kromozomun bir tane fazla olmasıdır. 800 canlı doğumda 1 DS bebek dünyaya geliyor. DS yaşayan çocuklarda zeka geriliği görülmektedir. Bu olgularda zihinsel kusurların yanı sıra hafif veya ağır yapısal kusurlar da görülebilir, fiziksel kusurun şiddetine göre ölümle de sonuçlanabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Doç. Dr. Biri'nin verdiği bilgiye göre, birinci trimesterde (11-14 hafta) ve ikinci tirmesterde (16-18 hafta) ultrasonografi ölçümleri ve anneden alınan kan örneğinde bakılan bazı gebelik proteinleri ile tarama testleri yapılıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birinci trimester tarama testleri 11-14. gebelik haftasında DS taraması için ense saydamlığı (NT: ense saydamlığı = bebeğin ense kısmındaki derinin altındaki sıvı) ölçümü ve bileşik birinci trimester tarama (NT ve iki gebelik proteini) testi uygulanabiliyor. 11-14. hafta arasında yapılan ultrasonografi (USG), gebelik yaşının doğru hesaplanmasının yanı sıra, bebekte bulunabilecek bir kısım anormalliklerin saptanmasını sağlayan ense saydamlığı, yüksek rezolusyonlu ultrason cihazları ile DS bebeklerin bazı yapısal patolojileri görüntülenebiliyor. Ense saydamlığı ölçümü, bugün için DS'nun USG ile taranmasında standardize edilmiş tek ölçüm olarak dikkat çekiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çoğu kez yanlış olarak ikili test olarak anılan bileşik birinci trimester tarama testi, 11-14. gebelik haftaları arasında NT ölçümü ile eş zamanlı olarak anne kanında gebelik proteinlerinin ölçümü ile yapılıyor. Bu testle, ense saydamlığı ölçümü, kandaki protein ölçümleri ile birleştirildiği zaman DS tespit oranı yüzde 85'e kadar ulaşıyor. NT tek başına yüzde 70 oranında DS olguyu tespit edebiliyor. Ancak testin pratikte kullanılmasında karşılaşılan en önemli sıkıntı, testin güvenilirliği açısından ense saydamlığı ölçümünün doğru yapılmış olması gerekiyor. İkinci trimesterde 16-18. haftalarda DS ve nöral tüp defektleri için tarama yapılıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;DS taraması için önerilen ilk testler içinde yer alıyor. Bu testle, DS tespit oranı yüzde 60-65 olarak bildiriliyor. Birinci trimester tarama testleri için zamanında başvurmayan gebelere, üçlü testten daha duyarlı DS tespit oranı yüzde 70-75 olan dörtlü test yapılması öneriliyor. Dolayısıyla imkan olduğu ölçüde birinci trimester taraması, birinci trimester taraması yaptıramayan ve mecburen ikinci trimesterde taranması gereken gebelere dörtlü test tavsiye ediliyor.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8992779680012957910-6674076078505326069?l=saglikonline.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikonline.blogspot.com/feeds/6674076078505326069/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://saglikonline.blogspot.com/2011/04/down-sendromu-teshisinde-yuzde-85-erken.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8992779680012957910/posts/default/6674076078505326069'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8992779680012957910/posts/default/6674076078505326069'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikonline.blogspot.com/2011/04/down-sendromu-teshisinde-yuzde-85-erken.html' title='Down Sendromu Teşhisinde Yüzde 85 Erken Tanı Mümkün!'/><author><name>SaglikOnline</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04677586906273144929</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='27' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_1lMtn5PbooU/TPoHepUz-II/AAAAAAAAAAQ/d_A61Nxgu-A/S220/cigara_by_suley_man.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8992779680012957910.post-777417443760895188</id><published>2011-04-17T04:25:00.001-07:00</published><updated>2011-04-17T04:25:28.076-07:00</updated><title type='text'>Güçlü Saçlar İçin Bol Proteinli Beslenin</title><content type='html'>Güzel ve bakımlı saçlar için sık sık fön çektirmek, boyamak ve farklı şekillendiriciler kullanmak gerekiyor, fakat tüm bu işlemler saçı mahvediyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sağlıklı ve gür görünen saçlar güzelliğimizin ayrılmaz bir parçasını oluşturuyor. Bu nedenle dökülmeye başladıklarında hemen herkeste 'Hepsi dökülecek mi' kaygısı yaşanıyor. Uzmanlara göre, günde 50-100 saç telinin dökülmesi olağan bir durum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak saç kaybı gittikçe artıyorsa bu tehlikeli olabilir. Dermatoloji Uzmanı Dr. Belma Bayraktar, saç dökülmesi ile ilgili merak edilen tüm soruları yanıtladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bayraktar, hemen her yetişkinde ortalama 100-150 bin adet saç bulunduğunu ve bunların ayda ortalama 1 santim uzadığını belirterek şunları söyledi: Saçlarımız büyüme, gerileme ve dinlenme olarak 3 evreden oluşan bir döngüde yaşamını sürdürüyor. Her bir saç teli için büyüme evresi ortalama 4 yıl.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak bir kısım saç telleri büyürken, bir kısmı da yaklaşık 3 ay süren dinlenme evresinde oluyor. Saçın doğal döngüsü gereği son evreye giren saçlar dökülüyor. Sağlıklı bir kişinin günde 50 ila 100 tel saçı dökülür. Eğer sayı bundan fazlaysa bir sorun var demektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birçok hastalık ve hormonal, metabolik, besinsel etkiler ile saç dökülmesi oluşabiliyor. Saç dökülmesi şikayetiyle kendilerine başvuran hastanın öncelikle detaylı öyküsünün alındığını belirten Dermatoloji Uzmanı Belma Bayraktar, şöyle konuştu: Sorunun kaynağını bulabilmek için hasta detaylı olarak sorgulanıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çünkü bazen sadece kullanılan ilacın kesilmesi bile saç dökülmesinde çözüm olabiliyor. Ya da hastanın aşırı diyet yaptığı tespit edilirse, protein ve vitaminden zengin beslenmesi öneriliyor.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8992779680012957910-777417443760895188?l=saglikonline.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikonline.blogspot.com/feeds/777417443760895188/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://saglikonline.blogspot.com/2011/04/guclu-saclar-icin-bol-proteinli.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8992779680012957910/posts/default/777417443760895188'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8992779680012957910/posts/default/777417443760895188'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikonline.blogspot.com/2011/04/guclu-saclar-icin-bol-proteinli.html' title='Güçlü Saçlar İçin Bol Proteinli Beslenin'/><author><name>SaglikOnline</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04677586906273144929</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='27' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_1lMtn5PbooU/TPoHepUz-II/AAAAAAAAAAQ/d_A61Nxgu-A/S220/cigara_by_suley_man.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8992779680012957910.post-6359054118243838958</id><published>2011-04-17T04:24:00.001-07:00</published><updated>2011-04-17T04:24:32.683-07:00</updated><title type='text'>D Vitaminini Güneşten Alabilirsiniz</title><content type='html'>D vitamini eksikliği basit bir kan tahliliyle saptanabilir. Eksiklik saptanması halinde mutlaka bir doktor kontrolü altında takviye D vitamini alımına başlanması gerekiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;D vitamini hakkında faydalı bilgiler veren Yeditepe Üniversitesi Hastanesi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Doç. Dr. Ece Aydoğ, D vitaminin yüzde 80'inin güneş ışınları ile açığa çıktığını, özellikle Mart-Ekim aylarının D vitamini açısından en etkin dönem olduğunu belirtiyor. Dr. Aydoğ "Bu aylarda koruma kremi kullanmadan her gün 10-15 dakika güneşlenmek gerekiyor" diyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;D vitamininin en bilinen etkisi kemik ve kas metabolizması üzerindedir. D vitamini, kuvvetli kemiklerin gelişmesi için böbreklerden ve bağırsaklardan fosfor ve kalsiyum emilimini düzenler." diyen Aydoğ, D vitaminin yüzde 80'inin ciltte meydana geldiğini belirtiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;D vitamini, kolestrol kökenli bir maddenin UV ışınlarına maruziyeti ile meydana geliyor. Bu kolestrol güneşe ışınlarına maruz kalıp D vitamini öncüsüne dönüştükten sonra önce karaciğerde sonra böbrekte olmak üzere iki yerde değişime uğruyor. En sonunda aktif D vitamini meydana geliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;D vitamini dönüşümünde güneş maruziyetinin en önemli unsur olduğunu belirten Dr. Aydoğ, "Mart-Ekim arası, özellikle güneş ışınlarını dik geldiği 11-15 arasındaki saatler D vitaminin dönüşümü için en etkili dönem" diyor ve ekliyor: "Ancak bu saatler cilt kanseri için de en riskli saatler. Sadece 10-15 dakikalığına, koruma kremi kullanmadan, diz ve dirseklerden aşağısını güneşlendirmek yeterli.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dr. Aydoğ ayrıca esmer kişilerde D vitamini sentezinin sarışınlara göre daha yavaş olduğunu ve esmerlerin cilt özelliklerinden ötürü sarışınlardan 3-6 kat daha fazla güneşe maruz kalmaları gerektiğini belirtiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;D vitaminin yüzde 20'si ise besin yoluyla alınıyor. Özellikle kış aylarında D vitami açısında zengin somon, uskumru gibi yağlı balıklar, balık yağı, yumurta ve mantar tüketilmesi gerekiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;D vitamini eksikliğinin yol açtığı hastalıklara gelince, eksikliği yetişkinlerde yaygın kemik ve kas ağrıları şeklinde kendini gösteren osteomalazi denilen bir kemik metabolizması rahatsızlığına, çocuklarda ise raşitizme yol açıyor. Süregelen yaygın kemik ve kas ve ağrılarında D vitamini eksikliğinden şüphelenmek lazım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yapılan araştırmalarda fibromiyalji tanısı alanlar ve kronik bel ağrısı olan hastaların önemli bir kısmında D vitamini düzeyi düşük saptanmış. D vitamini eksikliğinin ileri aşamalarında, hastalarda kas kuvvetsizlikleri ve buna bağlı gelişen yürüyüş bozuklukları ve hatta kemiklerde kırılmalar dahi ortaya çıkabiliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;D vitaminin vücutta kemik ve kas metabolizması dışında başka fonksiyonları da var. Kalp, beyin, meme, prostat gibi pek çok organda D vitamini reseptörleri bulunuyor. D vitaminin farklı organlar üzerindeki etkisi de yeni yeni keşfediliyor. Özellikle son dönemde kalp hastalıkları, diyabet, depresyon, bazı kanser ya da enfeksiyon türlerinde D vitamini eksikliği nedenler arasında sayılmaya başlandı.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8992779680012957910-6359054118243838958?l=saglikonline.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikonline.blogspot.com/feeds/6359054118243838958/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://saglikonline.blogspot.com/2011/04/d-vitaminini-gunesten-alabilirsiniz.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8992779680012957910/posts/default/6359054118243838958'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8992779680012957910/posts/default/6359054118243838958'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikonline.blogspot.com/2011/04/d-vitaminini-gunesten-alabilirsiniz.html' title='D Vitaminini Güneşten Alabilirsiniz'/><author><name>SaglikOnline</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04677586906273144929</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='27' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_1lMtn5PbooU/TPoHepUz-II/AAAAAAAAAAQ/d_A61Nxgu-A/S220/cigara_by_suley_man.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8992779680012957910.post-6281973640385791053</id><published>2011-01-13T00:11:00.000-08:00</published><updated>2011-01-13T00:11:15.776-08:00</updated><title type='text'>Aspapirine {300 mg 100 Tablet Clic-loc kapaklı plastik şişe} Hakkında</title><content type='html'>&lt;b&gt;Formülü:&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Bir tablet BP. 300 mg. Asetil Salisilik Asit içerir.&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Farmakolojik özellikleri:&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Endikasyonları:&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Aspapirine tablet baş; diş, kulak, kas ve eklem ağrıları ile romatizma, lumbago, siyatik ve mestrüel ağrıların giderilmesinde kullanılır. Ayrıca soğuk algınlığı gribal enfeksiyonlar sırasında görülen ağrı ve ateşin önlenmesinde ve hekim tavsiyesi ile antiagregan olarak kullanılır.&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Kontrendikasyonları:&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Aspapirine tablet salisilatlara karşı aşırı duyarlılığı olanlarda, mide ve doudenum ülseri, karaciğer yetmezliği ile kanamaya meyilli olanlarda kullanılmamalıdır.&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Uyarılar/Önlemler:&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Hamileliğin son üç ayında kullanılmamalıdır.&lt;br /&gt;Emziren anneler yüksek dozda kullanmamalıdır. ÇOCUKLAR VE GENÇLERDE YÜKSEK ATEŞTE, REYE SENDROMU KONUSUNDA DOKTORA DANIŞMADAN ALINMAMALIDIR.&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Yan etkiler/Advers etkiler:&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Gastrointestinal sistem :&lt;/b&gt; Bulantı, hazımsızlık, epigastrik ağrı ve iştahsızlık.&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Dermatolojik : &lt;/b&gt;Ciltte kızarıklıklar, kronik Ürtikerden Şikayetçi olan&lt;br /&gt;hastalarda anjiyo ödem.&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Hepatik : &lt;/b&gt;Yüksek dozların kullanılması sonucu reversibi hepatik disfonksiyon.&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Hemayolojik &lt;/b&gt;:Kanama zamanında artış, lökopeni, trombositemi, purpura,plazma demir düzeylerinde azalma, ateş ve susama hali görülebilir. Ayrıca aşırı duyarlık sonucu nadiren ciddi alerjik ve anaflaktik reaksiyonlar&lt;br /&gt;ortaya çıkabilir. Bu tür reaksiyonlar daha çok nasal polip, astım ve rinit şikayeti olan hastalarda görülebilir.&lt;br /&gt;Yüksek dozların uzun süre kullanılması sonucu baş dönmesi, işitme kaybı, bulantı ve kusma, ishal, mental konfüzyon, baş ağrısı, terleme gibi belirtiler gösteren salisilizm tablosu ve renal papiler nekroz oluşabilir.&lt;br /&gt;&lt;b&gt;İlaç etkileşimleri:&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Kortikosteroidlerle birlikte kullanımı, salisilatların klerensinin artması sonucu plazma düzeyinin düşmesine neden olur.&lt;br /&gt;Salisilatlarla birlikte alkol kullanımı gastrointestinal ülserasyon riskini artırır. ACE inhibitörleri ile birlikte kullanımı salisilatların prostaglandin sentezini inhibe edici etkileri nedeniyle antihipertansif etkisini azalmaya sebep olabilir. Salisilatlar spironolaktonun diüretik etkisini inhibe edebilirler. Methotraksat ile birlikte kullanımı sonucu ilacın serum düzeylerinde ve dolayısıyla toksisitelerinde artış meydana gelebilir.&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Kullanım şekli ve dozu:&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Yetişkinlerde:&lt;/b&gt; Günde 4 defaya kadar 1 veya 2 tablet 4 saat arayla alınır.&lt;br /&gt;4-6 yaş arası Çocuklarda: ½ -1 tablet&lt;br /&gt;6-12 yaş arası Çocuklarda: 1-1, ½ tablet&lt;br /&gt;4 yaşından küçüklere verilmez.&lt;br /&gt;Antiagregan olarak hekim tarafından başka türlü önerilmemiş ise günde 1 defa 1 tablet alınır.&lt;br /&gt;Romatizmal hastalıklarda: Erişkinler akut romatizmal hastalıklarda bölünmüş dozlar halinde günde 4-8 g.&lt;br /&gt;Kronik romatizmal hastalıklarda ise yine 4 saat aralıklarla 5.4 g'a kadar alabilirler. Çocukların romatizmal hastalıkları sırasında bölünmüş dozlar halinde günlük 60-80 mg./kg. dozunda kullanılabilir. Akut durumlarda başlangıç dozu günlük 125 mg/kg'a kadar çıkarılabilir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Doz Aşımı ve Tedavisi:&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Akut aşırı doz alımlarında midenin derhal boşaltılması gerekir. Bu amaçla hasta ya kusturulmalı ya da mide lavajı yapılmalıdır. &lt;br /&gt;Şiddetli zehirlenmelerde (plazma salisilat düzeyleri erişkinlerde 500 mcg/ml'nin)&lt;br /&gt;Çocuklarda(300 mcg/ml'nin üzerinde) zorlu alkali diürez sağlanmalıdır. Bu durumlarda plazma elketrolitleri (özellikle potasyum) ve asit-baz dengesi yakından izlenmelidir. Hemodiyaliz ya da peritoneal diyaliz uygulaması da gerekebilir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8992779680012957910-6281973640385791053?l=saglikonline.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikonline.blogspot.com/feeds/6281973640385791053/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://saglikonline.blogspot.com/2011/01/aspapirine-300-mg-100-tablet-clic-loc.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8992779680012957910/posts/default/6281973640385791053'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8992779680012957910/posts/default/6281973640385791053'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikonline.blogspot.com/2011/01/aspapirine-300-mg-100-tablet-clic-loc.html' title='Aspapirine {300 mg 100 Tablet Clic-loc kapaklı plastik şişe} Hakkında'/><author><name>SaglikOnline</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04677586906273144929</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='27' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_1lMtn5PbooU/TPoHepUz-II/AAAAAAAAAAQ/d_A61Nxgu-A/S220/cigara_by_suley_man.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8992779680012957910.post-3586437899309278090</id><published>2011-01-13T00:09:00.001-08:00</published><updated>2011-01-13T00:09:59.530-08:00</updated><title type='text'>Aspimirin 100 Tablet Hakkında</title><content type='html'>&lt;b&gt;Formülü:&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Acetylsalicylic acid, 300 mg&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Farmakolojik özellikleri:&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Endikasyonları:&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Baş,diş,kulak,boğaz,kas ve eklem ağrılarıyla romatizma, lumbago,siyatik, nevralji ağrılarının giderilmesinde ve gripal enfeksiyonarda ateş düşürülmesinde endikedir.Preparat antiagregan olarak da kullanılır.&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Kontrendikasyonları:&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Etken maddeye duyarlı olanlarla hemofili hastalarında ve G.İ. kanamalarda.&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Uyarılar/Önlemler:&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Viral enfeksiyonlarda kullanılmamalıdır.Çocuklarda Reye sendromuna karşı dikkatli olunmalıdır. Hepatik ve renal yetmezliği olanlarla, dehidrate hastalarda dikkatle kullanılmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Yan etkiler/Advers etkiler:&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Cilt döküntüsü, anjionörotik ödem, rinit,allerjik reaksiyonlar, G.i belirtiler,lökopeni,trombositemi ve iştahsızlık.&lt;br /&gt;&lt;b&gt;İlaç etkileşimleri:&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Kortikosteroid, alkol, ACE inhibitörleri,spirinolakton ve metotreksatla birlikte kullanılmamalıdır.&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Kullanım şekli ve dozu:&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Günlük doz erişkinlerde 1-4x1-2 tablettir.Maksimum günlük doz 4 g'dır.Antiagregan olarak günde 1 tablet kullanılır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8992779680012957910-3586437899309278090?l=saglikonline.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikonline.blogspot.com/feeds/3586437899309278090/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://saglikonline.blogspot.com/2011/01/aspimirin-100-tablet-hakknda.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8992779680012957910/posts/default/3586437899309278090'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8992779680012957910/posts/default/3586437899309278090'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikonline.blogspot.com/2011/01/aspimirin-100-tablet-hakknda.html' title='Aspimirin 100 Tablet Hakkında'/><author><name>SaglikOnline</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04677586906273144929</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='27' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_1lMtn5PbooU/TPoHepUz-II/AAAAAAAAAAQ/d_A61Nxgu-A/S220/cigara_by_suley_man.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8992779680012957910.post-4270295483328790925</id><published>2011-01-11T07:03:00.000-08:00</published><updated>2011-01-11T07:03:25.287-08:00</updated><title type='text'>Asabrin 500 Mg 20 Tablet Hakkında</title><content type='html'>Her bir laklı tablet&lt;br /&gt;Asetilsalisilik asit 500 mg;&lt;br /&gt;Boyar madde FDC No.5 içerir.&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Farmakolojik özellikleri:&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Endikasyonları:&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;- Akut ve kronik romatizmal enflamasyona bağlı durumları (artrit gibi)&lt;br /&gt;- Hafif ve orta şiddetteki ağrılar (migren, nevralji, diş ağrısı)&lt;br /&gt;- Nezle, grip hali ve hafif enfeksiyonlarda görülen, ağrılı ve ateşli durumların tedavisinde&lt;br /&gt;endikedir.&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Kontrendikasyonları:&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Asetilsalisilik asit ve diğer steroid olmayan antienflamatuar ajanlara karşı aşırı duyarlılığı olanlarda, gastrointestinal kanama geçirmiş olanlarda; hemofili, hipotrombinemi gibi hemorajik rahatsızlığı olanlarda kullanılmamalıdır.&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Uyarılar/Önlemler:&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;- Süt veren anneler tarafından kullanılmamalıdır.&lt;br /&gt;- Hamilelikte kullanım güvenilirliği kanıtlanmadığından tavsiye edilmez.&lt;br /&gt;- Suçiçeği ve grip vakalarında, yüksek ateşte, Reye Sendromu konusunda çocuk ve gençlerde&lt;br /&gt;18 yaşından küçüklerde) hekime danışılmadan kullanılmamalıdır.&lt;br /&gt;- Salisilatlar tiroid fonksiyon testlerini değiştirebilirler.&lt;br /&gt;- Salisilatlar karaciğer harabiyeti olanlarda ayrıca cerrahi müdahale geçirecek kişilerde&lt;br /&gt;dikkatle kullanılmalıdır.&lt;br /&gt;- Astma, nazal polip veya nazal allerjisi olanlarda ve böbrek yetersizliği durumunda dikkatle kullanılmalıdır.&lt;br /&gt;- Enterik kaplı olmayan tabletlere oranla mide tahrişi olasılığı az ise de, barsak ülseri olanlarda doktor kontrolünde kullanılmalıdır. Bu nedenle gastrik şikayetleri, ülseri olan veya&lt;br /&gt;kanama geçirmiş kişilerde dikkatle kullanılmalıdır.&lt;br /&gt;- Mide pH' ının yükselmesi preparatın kaplı tabakasını etkileyebileceğinden antiasitlerle&lt;br /&gt;beraber kullanılmamalıdır.&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Yan etkiler/Advers etkiler:&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Asetilsalisilik asidin en sık görülen yan etkileri sindirim sistemi üzerindedir. Enterik kaplı tablette mide üzerine direkt tahriş etkisi büyük oranda önlenmiş olmakla birlikte gastrointestinal kanamaya, ülserasyona neden olabilir. Kulakta çınlama, vertigo, reversible duyma kaybı.&lt;br /&gt;Hematolojik; kanama zamanının uzaması, lökopeni, trombositopeni, plazma demir konsantrasyonunda düşme;&lt;br /&gt;Dermatolojik hassasiyet; ürtiker, prurit, anjiyoödem, astma, anaflaksi görülebilir.&lt;br /&gt;&lt;b&gt;İlaç etkileşimleri:&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Asetilsalisilik asit plazma protrombin konsantrasyonunu azaltması nedeniyle antikoagülanların etkisini potansiyalize eder. Salisilatlar küçük dozlarda probenesid ve sülfinpirazonun ürikozürik etkisini azaltır. Spironolaktonla oluşan sodyum itrahı, salisilat varlığında azalabilir. Alkol ve kortikosteroidlerle birlikte kullanımı gastrointestinal sistemde kanama ihtimalini artırır. Pirazolon türevleriyle birilikte kullanımı gastrointestinal ülserasyon riskini artırır. Üriner alkalileştiriciler salisilatın böbrekten atılım hızını artırarak, fenobarbital enzim indüksiyonuyla, propanolol bazı reseptörlere kompetitif etki nedeniyle asetilsalisilik asitin etkisini azaltırlar.&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Kullanım şekli ve dozu:&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Doktor tarafından farklı bir şekilde önerilmediyse;&lt;br /&gt;Günde 3 defa 1-2 tablet çiğnenmeden, bol su ile yutulmalıdır.&lt;br /&gt;Romatizmal ağrılarda doz doktor tavsiyesi ile günde 4 defa 2 tablete çıkabilir.&lt;br /&gt;7-15 yaş arasındakilere günde 1 veya 2 defa 1-2 tablet verilebilir.&lt;br /&gt;7 yaşından küçüklerde kullanılmamalıdır.&lt;br /&gt;&lt;b&gt;DOZ AŞIMI:&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Yüksek doz alındığında baş dönmesi, kulak çınlaması, terleme, bulantı, kusma, konfüzyon, hiperventilasyon, dehidratasyon, gibi salisizm belirtileri görülebilir.&lt;br /&gt;Çok yüksek dozlarda merkezi sinir sistemi depresyonuna koma, solunum yetmezliği ve kollapsa yol açabilir.&lt;br /&gt;Tedavide hemen mide boşaltılır (hasta deprese değilse) ve kuvvetli alkali diürez sağlanır. Bazı ciddi durumlarda hemodializ gerekli olabilir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8992779680012957910-4270295483328790925?l=saglikonline.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikonline.blogspot.com/feeds/4270295483328790925/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://saglikonline.blogspot.com/2011/01/asabrin-500-mg-20-tablet-hakknda.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8992779680012957910/posts/default/4270295483328790925'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8992779680012957910/posts/default/4270295483328790925'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikonline.blogspot.com/2011/01/asabrin-500-mg-20-tablet-hakknda.html' title='Asabrin 500 Mg 20 Tablet Hakkında'/><author><name>SaglikOnline</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04677586906273144929</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='27' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_1lMtn5PbooU/TPoHepUz-II/AAAAAAAAAAQ/d_A61Nxgu-A/S220/cigara_by_suley_man.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8992779680012957910.post-5065253413518449785</id><published>2011-01-11T07:02:00.000-08:00</published><updated>2011-01-11T07:02:02.974-08:00</updated><title type='text'>Artu 100 Ml Şurup Hakkında</title><content type='html'>&lt;b&gt;Farmakolojik özellikleri:&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Endikasyonları:&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Allerjik rinit, kronik bronşit, saman nezlesi, sigara öksürükleri ve üst solunum yolu enfeksiyonunda endikedir.&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Kontrendikasyonları:&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Yeni doğanlarda, prematüre bebeklerde, gebelikte ve laktasyonda, hipertansiyonda, glokomda ve kardiyovasküler hastalıklarda kontrendikedir.&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Uyarılar/Önlemler:&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;MAO inhibitörleri, alkol, trankilizan ve hipnotiklerle birlikte kullanılmamalıdır. Diyabetli hastalarda dikkatle kullanılmalıdır. Taşıt kullanmak gibi dikkat gerektiren işler yapılmamalıdır.&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Yan etkiler/Advers etkiler:&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Bulantı, kusma, taşikardi, uyuşukluk ve idrar retansiyonu gibi yan etkiler görülebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;İlaç etkileşimleri:&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Amidorane ile birlikte kullanılmaz.&lt;br /&gt;Birliktre kullanımında dikkat edilecek hususlar:&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Calcium kanal blokerlerei: &lt;/b&gt;Otomasite bozuklukları, S-A ve A-V ileti bozuklukları riskleri kardiak güçsüzlük olasılığı. Bu durumlarda klinik ve EKG takip tedavinin başında gereklidir.&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Kinidin :&lt;/b&gt; Klinik ve EKg takip gerektiren ileti ve otomatiside bozuklukları riski.&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Uçucu halojenik anestetikler:&lt;/b&gt; Beta-blokerler kompasasyonunun kardiovasküler reaksiyonlearını azaltır. Beta inhibisyonu, beta sitmülanının müdahalesi süresince otadan kalkabilir ve beta-blokerl tedavisini durdurmamak bu konuda anestezistin uyarılması gerekir.&lt;br /&gt;Aliminyum hidroksid beta-blokerlerin sindirim sisteminden emilimimni azaltmaktadır. antsiatit preperatların bir süre sonra alınması uygundur.&lt;br /&gt;İnsülin veya oral yoldan antidiabetik tedavi görenlerde oluşabilecek bir hipogliseminin artma riski az da olsa vardır. ve palpitasyon dışında bunu gösteren belirtiler görülebilir. Her diabetli hastada beta-bloker vakit. hastanın bu konudan haberdar edilmesi ve özellikle tedavinin başlangıcında kan takibi konusunda uyarılmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Birlikte kullanımda dikkat edilmesi gereken hususlar:&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Non steroid antienflamatuarlar:&lt;/b&gt; Diüretik ve/veyaantihipertansif etkiyi azaltma&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Nörolopetikler:&lt;/b&gt; Antihipertansif etki ve artan ortostatik hipotansiyon riski&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Nifedipine :&lt;/b&gt; Hipotansiyon riski, latent veya kontrol altına alınamamış kalp yetmazliği olanlarda kalbin gücünün azalmasıve ortostatik hipotansiyon riski.&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Kullanım şekli ve dozu:&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Erişkinlerde 3x3 ölçek ve çocuklarda 3x1/2-1 ölçek/gün dozda yemeklerden yarım saat sonra kullanılır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8992779680012957910-5065253413518449785?l=saglikonline.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikonline.blogspot.com/feeds/5065253413518449785/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://saglikonline.blogspot.com/2011/01/artu-100-ml-surup-hakknda.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8992779680012957910/posts/default/5065253413518449785'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8992779680012957910/posts/default/5065253413518449785'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikonline.blogspot.com/2011/01/artu-100-ml-surup-hakknda.html' title='Artu 100 Ml Şurup Hakkında'/><author><name>SaglikOnline</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04677586906273144929</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='27' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_1lMtn5PbooU/TPoHepUz-II/AAAAAAAAAAQ/d_A61Nxgu-A/S220/cigara_by_suley_man.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8992779680012957910.post-6084979463489920438</id><published>2011-01-01T08:14:00.000-08:00</published><updated>2011-01-01T08:14:29.021-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='TV&apos;yi Yakından Seyretmenin Zararı'/><title type='text'>TV'yi Yakından Seyretmenin Zararı</title><content type='html'>&lt;i&gt;"Uzağı net görememek" olarak tanımlanan miyopi, doğuştan olabileceği gibi, erişkinlik çağlarında da başlayabiliyor. 7-16 yaşları arasında başlayan miyopiye ise "okul miyopisi" adı veriliyor.&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Acıbadem Maslak Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Banu Coşar; "Ebeveynler ve öğretmenler de gerek çocuğun gözünü kısmasından, gerekse tahtayı iyi okuyamamasından veya televizyonu yakından seyretmesinden göz bozukluğunu tahmin edebiliyor." dedi. Coşar, ancak sadece tek göz bozuksa bu durumun kolay tespit edilemediğini, erken tedavi edilmediği için de göz tembelliğine yol açtığını ifade etti. Coşar, pek çok bilimsel çalışmada, miyop çocukların zekâ katsayılarının (IQ) normalden 7-8 puan daha fazla bulunduğunu belirterek, "Bu istatistikler 2 türlü açıklanabilir: 'Ya miyopi ile zekâ geni aynı kromozomda birlikte kalıtlanıyor ya da daha zeki olanlar okumayla daha çok zaman harcıyor ve gözde miyopi oluşuyor." diye konuştu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Doğru bilinen yanlışlar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yanlış: Miyopi için düşük numaralı gözlük takılırsa numaralar daha az ilerler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Doğrusu: Gözde mevcut numaralar ne ise ona uygun numara kullanılmalı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yanlış: Miyopi için sürekli gözlük takılmasına gerek yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Doğrusu: Çocukluk döneminde, doktorun önerdiği gözlükler sürekli takılmalı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yanlış: Yaş ilerledikçe miyopi azalır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Doğrusu: Miyopi ilerleyen yaşla birlikte azalmaz.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8992779680012957910-6084979463489920438?l=saglikonline.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikonline.blogspot.com/feeds/6084979463489920438/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://saglikonline.blogspot.com/2011/01/tvyi-yakndan-seyretmenin-zarar.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8992779680012957910/posts/default/6084979463489920438'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8992779680012957910/posts/default/6084979463489920438'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikonline.blogspot.com/2011/01/tvyi-yakndan-seyretmenin-zarar.html' title='TV&apos;yi Yakından Seyretmenin Zararı'/><author><name>SaglikOnline</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04677586906273144929</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='27' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_1lMtn5PbooU/TPoHepUz-II/AAAAAAAAAAQ/d_A61Nxgu-A/S220/cigara_by_suley_man.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8992779680012957910.post-7532682791354222635</id><published>2011-01-01T08:12:00.001-08:00</published><updated>2011-01-01T08:12:51.578-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='İlaç-İncir İlişkisi'/><title type='text'>İlaç-İncir İlişkisi</title><content type='html'>&lt;i&gt;California İncir Danışma Kurulu tarafından yapılan araştırmada kuru incirin "adeta doğadaki en mükemmel" meyve olduğu ifade edildi.&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha çok kuru gıdaların tüketildiği kış mevsiminde insanlarda en sık rastlanan şikayetler arasında yer alan kabızlık ve barsak tembelliğine karşı en etkili ve en doğal çözümün kuru incir tüketim olduğu belirtildi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kuru incir sektöründe söz sahibi olan Akça Holding Kuru Meyve İşletmeleri incirin faydaları ile ilgili yapılan araştırmaları derledi. Firmanın Genel Müdürü Melih Akça, Avrupa'da doktor tavsiyesi ile incir tüketimi olduğunu, ancak yılın yaklaşık 6 ayı kuru gıda tüketmek zorunda kalan ülkemizin Doğu illerinde incirin bu özelliğinin bilinmediğini belirtti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;California İncir Danışma Kurulu tarafından yapılan araştırmalara göre incirden "Adeta doğanın en mükemmel meyvesi" olarak bahsedildiğini belirten Akça Holding Kuru Meyve İşletmeleri Genel Müdürü Melih Akça, "California İncir Danışma Kurulu'na (California Fig Advisory Board) göre, meyvelerde ve sebzelerde bulunan antioksidanların insanları birçok hastalıktan koruduğuna inanılmaktadır. Antioksidanlar, vücudumuzdaki kimyasal reaksiyonlar sonucu oluşan veya dışardan alınan zararlı maddeleri (serbest radikalleri) etkisiz hale getirirler ve hücrenin tahrip edilmesini engellemiş olurlar. Scranton Üniversitesi tarafından yürütülen araştırmada, kuru incirin, antioksidan bakımından zengin fenol bileşimine diğer meyvelere göre çok daha fazla sahip olduğu belirlenmiştir. Fenol, mikroorganizmaları öldürücü -antiseptik- bir madde olarak kullanılmaktadır. Scranton Üniversitesi'nde yapılan değerlendirmelere göre, İncirdeki fenol miktarı, diğer meyvelerle kıyaslandığında çok daha fazladır. Yapılan araştırmalar sonucu incir, insanoğlunun bildiği en eski meyvelerden biri olmasına rağmen, gıda üreticileri tarafından yeniden keşfedilmektedir. Çünkü besin değerinin yüksek olması,sağlık için faydaları, bu meyveye ayrı bir önem kazandırmaktadır" dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;İLAÇ YERİNE DE YENEBİLİR&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özellikle kış mevsiminde beslenmeden kaynaklı kabızlık sorununun ciddi orada arttığı ülkemizde bu sorunun incir tüketimi ile çözülebileceğinin bilim camiasınca kanıtlandığını ifade eden Akça, "İncir herhangi bir meyve ya da sebzeye göre en yüksek lif içeriğine sahiptir. Sadece 1 adet kuru incir 2 gram lif sağlamaktadır ki bu tavsiye edilen günlük ihtiyacın yüzde 20'si'dir. Son 10-15 yılda yapılan araştırmalar, bitkisel gıdalarda bulunan liflerin sindirim sisteminin düzgün olarak çalışması açısından çok önemli olduklarını ortaya koymuştur. Besin olarak alınan lifin sindirime yardımcı olduğu ve bazı kanser türlerinin riskini azaltmada etkili olduğu bilinmektedir. Beslenme uzmanları lif alımını artırmanın ideal bir yolu olarak, lif açısından zengin olan incir tüketimini tavsiye etmektedirler" diyerek özellikle kış mevsiminde kabızlık sorunu yaşayanların kuru incirle rahatlayabileceğini ifade etti.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8992779680012957910-7532682791354222635?l=saglikonline.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikonline.blogspot.com/feeds/7532682791354222635/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://saglikonline.blogspot.com/2011/01/ilac-incir-iliskisi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8992779680012957910/posts/default/7532682791354222635'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8992779680012957910/posts/default/7532682791354222635'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikonline.blogspot.com/2011/01/ilac-incir-iliskisi.html' title='İlaç-İncir İlişkisi'/><author><name>SaglikOnline</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04677586906273144929</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='27' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_1lMtn5PbooU/TPoHepUz-II/AAAAAAAAAAQ/d_A61Nxgu-A/S220/cigara_by_suley_man.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8992779680012957910.post-5122306194994298140</id><published>2011-01-01T08:10:00.000-08:00</published><updated>2011-01-01T08:10:50.435-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Çocukların yanında nelere dikkat edilmeli'/><title type='text'>Çocuklarımızın Yanında Dikkat Etmemiz Gereken Hususlar</title><content type='html'>&lt;i&gt;Yeni çocuk sahibi olan anne-babalar hayatlarını yeniden şekillendirir. Uyku, iş, yeme alışkanlıkları, boş zamanlar, tatiller çocuklar için düzenlenir.&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocukları için hayatında bazı değişiklikler yapan babalardan biri Sefer Kayaoğlu (35). Kayaoğlu, 2 yıl önce evlenip çocuk sahibi olma kararıyla hayatında bazı değişiklikler yapar. Yeni bir aile kurmaya hazırlanan Kayaoğlu, müstakbel eşine ve sahip olacağı çocuğuna haksızlık yapmamak için sigarayı bırakır. Özel bir televizyon kanalında program spikerliği yapan Sefer Kayaoğlu'nun 1 yaşında kızı var. Kayaoğlu, "Küçücük kızıma kötü örnek olmamak adına o daha doğmadan sigarasız hayatı tercih ettim. Kızımı mümkün olduğu kadarıyla sigaralı ortamlardan uzak tutuyorum." diyor. 6 buçuk yıl sigara içtiğini belirten Kayaoğlu, sigarayı bırakma kararında müstakbel eşine ve sahip olacağı çocuğa haksızlık yapmama düşüncesinin etkili olduğunu söylüyor. Kayaoğlu, sigarayı bıraktıktan sonraki kazanımları ise, "Sigarayı bıraktıktan sonra gece uykularım düzene girdi, kötü kokulardan kurtulmuş oldum. Herhangi bir şey olduğunda eşim, 'Sen sigarayı bırakmış bir insansın, bunu mu başaramayacaksın?' diyor. Eşimin bana o konudaki güveni çok güzel." cümleleriyle anlatıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Aileler, yeni aldıkları eşyaya verdiği önemi çocuklarına karşı veremiyor&amp;nbsp;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uzman psikolog Mehtap Kayaoğlu ise çocuk sahibi olan ailelerin önce anne-baba olduklarının farkına varması gerektiğini söylüyor. Çocuklarda değiştirilmek istenen şeyleri önce anne-babaların değiştirmesinin çocuk eğitiminin olmazsa olmazlarından olduğunu belirten Kayaoğlu, "Elinde sigarası olan bir babanın oğluna 'İçme yavrum bu pis şeyi! Bak ben başladım bırakamıyorum, ben ettim sen etme!' demesi işe yaramaz. Çünkü çocuklar yetişirken, yetişkinlerden kendilerine yol göstermelerini beklerler. Örneklere gereksinim duyarlar. İzleyerek gördüğünden çok hızlı etkilenirler. İnsan bu! Duyduğunu unutur. Gördüğünü hatırlar. Yaptığını hiç unutmaz." diye konuşuyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Aile bireyleri çocukların yanında nelere dikkat etmeli?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aile içi mahremiyete önem verilmeli.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evde güzel kelimelerle konuşulmalı, örneğin birine sinirlenildiğinde o kişinin arkasından çocukların yanında atılıp tutulmamalı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üzüntülü durumlar abartılmamalı. Problemle karşılaşıldığında 'Hay Allah! Neyse dur şöyle yapayım, hemen düzelir' gibi olumlu bir hava estirerek çözümlenmeli.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir şeyler önerilmeden ziyade örnek olunmalı, çünkü çocuklar deneme ve taklit yoluyla büyürler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuklara nasihat ederken kısa ve öz konuşulmalı, ancak onlarla havadan sudan konuşmalar da ihmal edilmemeli.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tatlı ama yaptırımcı ses tonu kullanılmalı, çok azarlayıp bağırmamalı. Aksi halde çocuklar laf arsızı olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her şeyi birden öğretmeye çalışmamalı. Önem ve uygulamadaki kolaylık sırası tespit edilmeli ve adım adım düzenleme yapılmalı.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8992779680012957910-5122306194994298140?l=saglikonline.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikonline.blogspot.com/feeds/5122306194994298140/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://saglikonline.blogspot.com/2011/01/cocuklarmzn-yannda-dikkat-etmemiz.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8992779680012957910/posts/default/5122306194994298140'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8992779680012957910/posts/default/5122306194994298140'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikonline.blogspot.com/2011/01/cocuklarmzn-yannda-dikkat-etmemiz.html' title='Çocuklarımızın Yanında Dikkat Etmemiz Gereken Hususlar'/><author><name>SaglikOnline</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04677586906273144929</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='27' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_1lMtn5PbooU/TPoHepUz-II/AAAAAAAAAAQ/d_A61Nxgu-A/S220/cigara_by_suley_man.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8992779680012957910.post-4597694208606237378</id><published>2010-12-31T06:35:00.000-08:00</published><updated>2010-12-31T08:50:50.002-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Saglıklı Kilo Vermek'/><title type='text'>Kilo Vermenin Sağlıklı Yolları</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_1lMtn5PbooU/TR3qLw6D1vI/AAAAAAAAABk/YZBcnRG5-lY/s1600/xm02eb.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" src="http://1.bp.blogspot.com/_1lMtn5PbooU/TR3qLw6D1vI/AAAAAAAAABk/YZBcnRG5-lY/s1600/xm02eb.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Merhaba Arkadaşlar,&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Ölçekler konusunda takıntılı olmayın ve tartı bağımlısı haline gelmeyin. Kilolarınızı nasıl ki birden almadınız birden de kaybedemezsiniz. Bu yüzden sabırlı olun ve sizin için hazırladığım maddelere dikkat ederek beslenme programınızı gözden geçirin.  Vücudunuz için gerekli olmayan, abur-cubur diye tabir edilen çöp gıdaların alımını durdurarak işe başlayın. Kaliteli ve nitelikli gıdalarla beslenmeye başlayın. Asla yemek yemeyi kesmeyin sadece yediğiniz zararlı yiyecekleri tüketmekten vazgeçin. Şimdi sizin için hazırlanmış olan on adıma göz atalım ve hep birlikte gereksiz kilolara veda edelim.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;b&gt;İki Hafta Süre Sonunda Sağlıklı Kilo Vermenin On Adımı&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;b&gt;a-&lt;/b&gt; İki haftada kilo vermek istiyorsanız çöp besinlere ve abur-cubura veda edin. Dışarıda yemek yemeyi bırakın ve diyet ürünler dahil olmak üzere şekerli içeceklerden uzak durun.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;b&gt;b-&lt;/b&gt; Daha çok taze gıdalar ve tahıllı yiyecekler tüketmeye özen gösterin. Basit kural günde 2 porsiyon meyve ve 5 porsiyon sebze yemektir.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;b&gt;c-&lt;/b&gt; Her gün tükettiğinizden daha az asitli içecek tüketme ve yerine daha fazla meyve yemek gibi alışkanlıklar geliştirin.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;b&gt;d-&lt;/b&gt; Her gün midenizi mutlu edecek 6 öğün yemek yemeyi alışkanlık haline getirin. Buradaki anahtar, her bir öğünde tek porsiyon tüketmektir. İkinci porsiyonu kesinlikle almayın ya da porsiyon hacminizi arttırmayın. 1 tabak kuralına her zaman için uyun.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;b&gt;e-&lt;/b&gt; Pratik olmaları açısından hazır yemek kolaylık taşısa da bu besinleri tüketirken pişirme ve porsiyon hacmine dikkat etmeniz gerekiyor. Et ürünlerini tüketirken kızartma yerine ızgara tercih etmek, kırmızı et yerine tavuk ya da balık yemek, patates kızartması yerine haşlamasını tüketmek gibi küçük detaylarla lezzet aldığınız gıdalardan vazgeçmek zorunda kalmaksızın öğünlerinize dahil edebilirsiniz.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;b&gt;f-&lt;/b&gt; Ne yediğinizden çok yedikten sonra vücudunuzun hissettikleridir önemli olan. Eğer sofradan kalkarken doymadığınızı hissediyorsanız, birkaç dakika sonra açlığınızı şeker ya da çikolata ile bastırmaya çalışmak yerine bir parça meyve yiyebilirsiniz.  Meyve tercihinizde şekere dönüşlerinden çok yemek sonrası tüketime uygun olanları tercih etmenizi tavsiye ederim.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;b&gt;g-&lt;/b&gt; Yemekler düşmanınız değil. Diyet yapıyor dahi olsanız yemeğe düşman muamelesi yapmayın. Yemek yemek, beyninizi ve kaslarınızı güçlendirir. Yemek yemediğinizde gücünüzü kaybedersiniz. Eğer öğle yemeğine vakit bulamadıysanız, mutlaka meyve ile vücudunuza takviyede bulunun.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;b&gt;h-&lt;/b&gt; Acil durumda hangimiz cips ya da çikolataya sığınmıyoruz. Eğer abur-cubur yemek istemiyorsanız abur-cubur satın almayı kesmelisiniz. Güçlü olun ve daha fazla çikolata tüketmeyin. Kilonuzun yanı sıra market faturanızın da düştüğünü göreceksiniz. Eğer bu gıdalar orada, yani mutfağınızda bulunmuyor olsalardı onları tüketmeyecektiniz.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;b&gt;ı-&lt;/b&gt; Öğle tatilinizi akıllıca kullanın. Öğle molanızın bir bölümünü yürümeye ayırın. Gün ortası yürüyüş yapmak ya da koşmak enerjinizi yükseltir ve sizi stresten arındırır.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;b&gt;i- &lt;/b&gt;Egzersiz yapmak kilo kaybını destekleyen en önemli şeydir. Size mutlaka spor salonuna üye olun demiyorum ama günlük yürüyüşler kilonuzun ideal olmasını sağlayacaktır. En kolay yapabileceğiniz spor her gün biraz yürümektir. Mevsimlere göre de bu aktiviteleri belirleyebilirsiniz. Örneğin yüzme… Yaz aylarında vücudunuzu forma sokmanın en kolay yolu yüzmeden geçer. Öz disiplin sorunu yaşıyor ve itici bir güce ihtiyaç duyuyorsanız o zaman bir eğitmenden destek almanız sizin için ideal olacaktır.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8992779680012957910-4597694208606237378?l=saglikonline.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikonline.blogspot.com/feeds/4597694208606237378/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://saglikonline.blogspot.com/2010/12/kilo-vermenin-saglkl-yollar.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8992779680012957910/posts/default/4597694208606237378'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8992779680012957910/posts/default/4597694208606237378'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikonline.blogspot.com/2010/12/kilo-vermenin-saglkl-yollar.html' title='Kilo Vermenin Sağlıklı Yolları'/><author><name>SaglikOnline</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04677586906273144929</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='27' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_1lMtn5PbooU/TPoHepUz-II/AAAAAAAAAAQ/d_A61Nxgu-A/S220/cigara_by_suley_man.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_1lMtn5PbooU/TR3qLw6D1vI/AAAAAAAAABk/YZBcnRG5-lY/s72-c/xm02eb.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8992779680012957910.post-6993695086424916468</id><published>2010-12-27T12:08:00.000-08:00</published><updated>2011-01-01T18:51:12.767-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='İnternet ve Sigara'/><title type='text'>İnternet vs. Sigara</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://i.imgur.com/SFOrH.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="238" src="http://i.imgur.com/SFOrH.jpg" width="287" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Selamlar olsun değerli blog takipçileri ;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Bugün kafamı kurcalayan bir konuda sizlere detaylı görüşlerimi belirtmek istedim.Konumuz Sigara, İnternet karşılaştırması olacak...&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Çeşitli söylentiler var diyerek başlamak ne kadar doğru olur ki ? Bana göre ikiside zararlı ki birçok kişiye görede değişen tanımlardır.Örnek vermek gerekirse internet doğru kullanılmadığı taktirde ki birçok zararı olacaktır ama internetin güzelliğinden,yararından faydalanmak amacı ile kullanılırsa çok daha iyi yerlere gelineceğini ve zararlı olmayacağı kanısındayım.Geldik sigaraya elbette zararlıdır malesef birçok aktif içici dışında pasif içicilerinde bulunduğu bir ülkede oldukça zararlı bir madde diye tanımlayabilirim.Birçok kişinin ah keşke.. dediklerini duyar gibi oldum.Bende zamanında demiştim ama bırakması oldukça zor ve bir hayli güç.İnternet te aslında bu benzere örnektir.Oyun bağımlıları,sabahlara kadar bilgisayar başından kalkmak istemeyen kişilerde göz organımız da bozulmalar meydana gelebiliyor önlem olarak mutlaka uzun süre pc başında oturmamanızı , işi gereği pc başında olanlara ise ara ara başka faaliyetlerde bulunmalarını tercih ederim.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Sağlıgınıza dikkat edin ve esen kalmanızı temenni ederim..&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8992779680012957910-6993695086424916468?l=saglikonline.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://saglikonline.blogspot.com/feeds/6993695086424916468/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://saglikonline.blogspot.com/2010/12/internet-vs-sigara.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8992779680012957910/posts/default/6993695086424916468'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8992779680012957910/posts/default/6993695086424916468'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikonline.blogspot.com/2010/12/internet-vs-sigara.html' title='İnternet vs. Sigara'/><author><name>SaglikOnline</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04677586906273144929</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='27' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_1lMtn5PbooU/TPoHepUz-II/AAAAAAAAAAQ/d_A61Nxgu-A/S220/cigara_by_suley_man.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry></feed>
