Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

17 Nisan 2011 Pazar

Plastik Ürünler Sperm Kalitesini Düşürüyor

Plastik yapımında yıllardır kullanılan Bisfenol A maddesinin sperm kalitesini de etkilediği ortaya çıktı.


Çin'de fabrikalarda çalışan 514 işçinin katıldığı, 5 yıl süren araştırma, idrarında BPA seviyesi yüksek olanların kalitesiz sperm üretme riskinin 3 kat arttığını gösterdi.

Araştırma, "Fertility and Sterility" adlı sağlık dergisinde yayımlandı.

Daha önce yapılan araştırmalar bazı biberonlar, su damacanaları, sert plastik bardaklar, yeniden kullanılabilir besin kapları, gıda ambalajları gibi günlük hayatta sıkça kullanılan malzemelerde bulunan Bisfenol A'nın anne karnındaki ve yeni doğan bebeklerin beyin gelişimini, ayrıca bağırsakları olumsuz etkilediğini ortaya koymuştu.

Öpüşmek Güzelleştiriyor!

Öpüşmenin kimi iyi hissettiren kimyasalları, stresten arınmayı ve sosyal bağ kurmayı yükselten kimyasalları serbest bırakır.


Tutkunun yoğunluğuna bağlı olarak, öpüşmek dakikada ikiden altıya kadar kalori yakmanıza sebep olur.

Bağışıklık sistemini güçlendirir:

Hastalıklarla savaşmakta yardımcı olan oksitosin ve diğer vücut kimyasallarının salgılanmasına sebep olur ve bağışıklık sistemine yardımcı olan faydalı bakterilere...

Acıyı hafifletir

Yumuşak bir öpücük, beyinde tansiyonu ve kan basıncını düşürmeye yardımcı olan kimyasalları salgılatır.

Bilimsel araştırmalara göre öpüşmek cilt problemlerini azaltıyor.

Gülüşünüzü güzelleştirir:

Tükürük, plakları temizlediği için öpüşmek çürükleri önlemek için en keyifli yöntemlerden birisi.

Mini yüz germe operasyonu:

Öpüşmek sayısız çene, yanak ve temel yüz kaslarını çalıştırır ve böylece yüzünüz ve boynunuz sarkmaz.

Erkekler Sıradan Kadınları Beğeniyor!

Avustralya'daki New South Wales Üniversitesi'nden Profesör Rob Brooks, yaptıkları çalışmalar sonucu erkeklerin ortalama vücut ölçülerindeki kadınları, Playboy güzellerine veya podyumların taş bebeklerine tercih ettiklerini ortaya koyuyor.


Brooks, erkeklerin kadınların düşündüğünün aksine hiç de süper vücut ölçülerindeki kadınları çekici bulmadıklarını, sıradan bir kadının vücut ölçülerini çok daha güzel bulduklarını söylüyor.

42 bedendeki bir kadın, pek çok erkek için çok daha çekici gelebiliyor. Üniversite'de 100 erkek öğrenci arasında yapılan araştırma için farklı kalça, bel, omuz ölçüleriyle 201 çizgiden oluşturulan kadın bedenlerinin hangisinin daha çekici olduğunun ölçümü yapıldı.

Buna göre erkeklerin, 25- 44 yaş arasındaki kadınlarda normal vücut ölçülerini tercih ettikleri, onlar için asıl 'süper çekici modeller'in bu tip kadınlar olduğu ortaya çıktı.

Erkeklerin sevdiği bu tip kadınların, Playboy dergisinin kapağını süsleyen ve podyumlarda aşık atan mankenlerin vücut ölçüleriyle tezatlık gösterdiği sonucuna varıldı.

Araştırma dümdüz karınlı, düz kalçalı kadınların hiç de erkekler tarafından cazip bulunmadığına, aksine kavisli hatların çok daha güzel bulunduğuna dikkat çekiyor.

Günümüzde Victoria Beckham gibi neredeyse 32 beden kadınların, dolgun vücut hatlardaki kadınlara oranla beğenilme konusunda hiç de şanslı olmadığını söyleyen araştırmacılar, Marilyn Monroe, Monica Belluci gibi aktrislerin, seksilikte diğerlerine göre on adım önde olduğunu söylüyor.

Obezite Sperm Kalitesini Etkiliyor!

Obez erkeklerin sperm sayısının, normal kilolu erkeklere oranla 9 milyon daha az olduğu belirtiliyor.


Üreme Sağlığı ve Tüp Bebek Uygulamaları alanında çalışan IVI, kilonun gebelik elde etmedeki önemini gösteren bir çalışma gerçekleştirdi. Bu çalışmada, obezite ile sperm sayısı arasındaki ilişki irdelendi.

Araştırmalar, obez kadınların kısırlık riskinin, doğal yoldan veya yardımcı üreme teknikleriye gebelikte başarısızlık oranının üç kat daha fazla olduğunu ortaya koyuyor. IVI tarafından gerçekleştirilen çalışmanın ise obezitenin, erkeklerde sperm sayısının azalmasına neden olduğunu gösteriyor.

Buna göre, obez erkeklerde yüksek kilolu erkeklerden 8 milyon, normal kilolu erkeklerden ise 9 milyon daha az sperm bulunuyor.

IVI Madrid kliniğinden Dr. Gabriel de la Fuente, bu çalışmanın 1931 çift üzerinde gerçekleştirildiğini belirterek, “Vücut kitle indeksi normal ve normalin biraz üzerinde olan erkeklerin sperm sayıları (milimetrede 52,8 ile 53,2 arasında) arasında büyük bir fark yok. Fakat obez erkeklerde sperm sayısı 44,8 milyon yani normal kilolu erkeklere oranla yüzde 15 daha az” dedi.

Uyku Pozisyonunuz Seks Yaşamızını Belirliyor!

Goodbye Insomia ve Hello Sleep kitaplarının yazarı Psikiyatr Samuel Dunkell uyku pozisyonlarını 25 seneyi aşkın bir süredir analiz edip, elde ettiği verilerle insanlar ve ilişkileri hakkında hiç bilinmeyen gerçekleri ortaya çıkarıyor.


Yüz Yüze

Sarılma, cinsel münasebetin başlama noktasıdır. Kaşık pozisyonundan daha az yaygın(ve gece boyunca sürdürülmesi güç bir pozisyon) olan bu biçim, ateşli bir gecenin başlangıcını işaret eder. Bazı çiftler özel eğlenceler yaşadıkları senelerin ardından yine bu duruşa dönebiliyor.

New York'lu bir psikoterapist olan Elizabeth Flynn Campbell bu konuda "Çiftler kolaylıkla ağa düşebilirler, birbirlerinden ayrı yatmak bu bağlılık dahilinde mümkün değildir"diyor. Peki ya partneriniz size bu şekilde sarılmayı seviyor ve siz de boğulacak gibi hissediyorsanız?

Diğer evlilikle ilgili konular gibi uyku pozisyonları da anlaşmayla çözümlenebilir. Mesela eşiniz uyuyana kadar ona sarılıp sonra daha rahat bir pozisyona geçilebilir.


Kaşık Pozisyonu

Çok yakın, çok güvenli bu resim evliliklerin/ilişkilerin ilk 3-5 senesinde karşılaşılan en genel pozisyondur. "Genelde erkek kapsayıcı ve faaldir" diyor Dr. Dunkell. "Kadın arkadan sarılma pozisyonunu benimsiyorsa, bu daha özveri gösteren taraf olduğuna veya daha fazla duygusal destek ihtiyacı içinde olduğuna işarettir.

Kaşık pozisyonu, genital bölgenin arka kısımla bitiştiği cenin duruşu, tam olarak erotik bir his uyandırmasa da maksimum fiziksel yakınlığı sağlar. "Çoğu çift kaşık pozisyonunu rahat ve güvenli bir koza olarak buluyor" diyor psikiyatr ve terapist Dr. Shirley P. Glass. Evliliğin ön safhalarında çiftler bu pozisyonu, gecenin büyük bir bölümünde birbirleriyle eşleşerek korurlar.

Çiftten biri döndüğünde, diğeri de dönüp ona sarılır. Öylece kaşık pozisyonu ters taraftan devamlılığını sağlar" diyor Dr. Dynkell. Fakat uzun süreli bir evliliğinizin olması bu yakınlığı kaybetmeniz gerektiği anlamını taşımaz.

Krallık

Bu pozisyonda çiftlerden biri, genellikle erkek, güçlü bir ego gösterisi, yetkili bir pozisyon alır. Kadın ise kafasını erkeğin omzuna koyar. "Dünyaya erkekle aynı perspektifte baktığından, yakınlık ve korunma hislerini kendinde daha güçlenmiş bulacaktır" diyor Dr. Dunkell. Çiftler ilişkilerinin/evliliklerinin ilk evrelerinde, teslimiyet ve taahhüt içeren bu pozisyona rağbet ederler.

"Burada yüksek seviyede güven vardır" diyor Dr. Glass. "Sırt üstü yatan bir kaplumbağa gibi, kendinizi ifşa ettiğiniz ve her tür dokunuşa açık.

Kanatlarının Altında

Bu bir öncekinden daha samimi bir pozisyondur. Çünkü erkek sadece omzuyla destek olmanın ötesinde kadını tek koluyla kavrar ve tutar. Bu pozisyon kadını cömert ve aşk dolu bir hediyenin alıcısı durumuna sokar, özellikle de kriz zamanları ve özel ihtiyaçların doğduğu anlarda. "Sizi tamamen kanatlarının altına alır" diyor Dr Glass, "Bu çok besleyici bir pozisyondur.

Göğüs kanseri tedavisi gördüğüm dönemlerde, eşim beni uyuyana kadar kollarında sarılı tutardı" diye hatırladığını anlatıyor bir hastasının. "Gece boyunca değişik pozisyonlara girsek de sabaha doğru yine aynı hali alırdık.

O zamanlar ne kadar güvende ve koruma altında olduğumu hep hatırlayacağım". Fakat bu pozisyonun denenmesi için bir kriz ortamının oluşmasını beklemeye gerek yok. Ayrıca sarma işlemini erkek kısmının yapması da bir zorunluluk değildir. Onu, stresli geçen bir günün ardından yatıp konuşurken kollarınızın arasına almak, iletişiminizi güçlendirmek açından çok samimi ve candan bir yol olacaktır.

Garip

Siz veya eşiniz gerçekten garip pozisyonlarda mı uyuyorsunuz? Yarı dışarıda (sanki ondan kurtulmak ister gibi) veya ters yatmak gibi. Dikkat edin! Evlilik ve beraberlikten farkında olmadan kaçma eğiliminde olabilirsiniz. Durumun böyle olduğunu düşünüyorsanız, bir evlilik danışmanı nelerin ters gittiği konusunda aydınlanmanıza yardımcı olacaktır. Yine de bir hoşnutsuzlukla ilgili başka işaretler yoksa, bu yeni yatış biçimini çok da yadırgamanıza gerek yok.

"Gün içinde taraflar arasında bir güç savaşı ve benzeri ego çatışmaları yoksa fazla yorum yapmaya gerek yok" diyor Glass. "Bir sandalyede otururken her zaman aynı şekilde durmazsınız. Bazen canımız yakınlık ister bazen de alan. Ya da belki yatakta çok yaratıcıyızdır.

Enerji Durgunluğunuzu Test Edebilirsiniz!

Bu yöntemle enerji durgunluğunuzu tespit edin. Kendi kendini kontrol, Geleneksel Çin Tıbbı önleme programının vazgeçilmez bir parçasıdır. Geleneksel Çin Tıbbı enerji durgunluğunun nerede olduğunu teşhis etmeye yardımcı olur.


1. Adet öncesi sendromu yaşıyor musunuz?

2. Saman nezlesine yakalanıyor musunuz?

3. Hava veya mevsim değiştiğinde bedensel rahatsızlıklar yaşıyor musunuz?

4. Nefesiniz kötü kokuyor mu?

5. Kulağınız çınlıyor mu?

6. Tırnaklarınız kırılgan veya ince mi?

7. Burun bölgeniz sürekli kızarık mı?

8. Gözleriniz sıkça yaşarıyor mu?

9. Sık sık baş ağrısı çekiyor musunuz?

10. Vücudunuzda sivilce çıkıyor mu?

1. Adet öncesi sendrom, karaciğer işlev bozukluğunun bir belirtisidir. Âdet öncesi sendrom; migren dahil çok çeşitli baş ağrıları, mide bulantısı, kabızlık, ishal, öfke, depresyon, ruhsal çalkantı gibi çeşitli sorunları barındırır. Birbiriyle ilgisiz gibi görünen bu durumların asıl sebebi aynıdır: Karaciğerde ‘Çi' durgunluğu. Karaciğerin işlev bozukluğu tedavi edilmediği sürece bu sorunlar da devam eder. Oysa kadınlar, bu sendromu tahammül etmeleri gereken bir durum olarak görür.

2. Saman nezlesi genelde ilkbaharda ve sonbaharda olur. İlkbahar, karaciğerin mevsimidir ve göz karaciğerin ‘pencere'sidir. Eğer ilkbaharda saman nezlesine yakalanırsanız gözleriniz kaşınır ve sulanır. Sonbahar, akciğerin mevsimidir ve ‘pencere'si burundur. Buna göre, eğer sonbaharda saman nezlesine yakalanırsanız burnunuz akar. İyileşmenin yolu ilgili organın işlevini düzeltmektir.

3. Mevsimde değişimler olduğunda bedeninizin enerjisi uyum içinde değilse çeşitli sağlık sorunları oluşur. Böbreğin hâkim olduğu kış mevsiminde sürekli soğuk algınlığına ya da nezleye yakalanıyorsanız bu durum, böbrekte ‘Çi' yetersizliğiyle ilişkilidir. Eğer ilkbahara geçişte başınızın üst kısmı ağrıyorsa ya da aşırı öfkeleniyorsanız karaciğerinizde işlev bozukluğu vardır. Eğer kalp sorununuz varsa kalbin baskın olduğu yaz mevsiminde büyük rahatsızlıklar yaşayabilirsiniz.

4. Nefesin kötü kokması, karaciğerde ‘Çi' durgunluğunun bir belirtisidir. Duygusal sorunlar veya stres de nefesin kötü kokmasına yol açabilir. Gargara, diş macunu ve nefes açıcı naneler sorunun asıl kaynağını çözmez. Özellikle kronik duygusal rahatsızlıkları iyileştirmenin sağlıklı yollarını arayın.

5. Eğer kulaklarınızla ilgili fiziksel bir sorununuz yoksa kulak çınlaması böbrekte ‘Çi' yetersizliğine işaret eder. Bu işareti dikkate almalısınız. Böbrek ‘Çi' enerjisini güçlendirmek için öğünlerinizde; ıstakoz, istiridye, midye, karides, kara fasulye, ceviz ve diğer yemişleri sık yiyin. Ayrıca şifalı bitki ve akupunktur tedavilerine başvurabilirsiniz.

6. Dışsal işaretlerle içsel durumları teşhis edebilirsiniz. Sözgelimi, tırnaklarınız karaciğerinizin aynasıdır. Karaciğeriniz sağlıklıysa tırnaklarınız parlak olur, kolay kırılmaz ve çabuk büyür. Midye ve kabuklu deniz hayvanları tırnakları sağlıklı hale getirir. Tırnaklarınızı düzenli aralıklarla kontrol edin. Eğer yarım aylar beyaz ve tam değilse karaciğer ‘Çi' enerjiniz zayıflıyor veya azalıyor demektir.

7. Burun kızarmışsa mide aşırı ısınmış demektir. Bu durum bazen karaciğerin işlevindeki dengesizlikle ilişkilidir. Akupunktur, şifalı bitkiler ve yaşam biçimi değişiklikleri bu durumu düzeltebilir.

8. Gözler karaciğerin ‘pencere'sidir. Eğer gözleriniz sık sık yaşarıyorsa ya da bir göz sorunu yüzünden uyanıyorsanız, karaciğer ‘Çi' enerjiniz durgunlaşıyor demektir.

9. Baş ağrısını tedavi için dengesini yitirmiş organı teşhis etmek gerekir. Örneğin, başın her iki yanındaki ağrılar safrakesesiyle, alındaki ağrılar mideyle ve başın tepesindeki ağrılar karaciğerle ilişkilidir.

10. Ergenlik sivilcelerinden mustaripseniz, karaciğeriniz ve böbreğiniz dengesini yitirmiş demektir. Bu iki organ cildinizi temiz ve pürüzsüz tutmak için, birbirlerine iletmeleri gereken mesajları iletememektedir. Öfke ve stres, ergenlik sivilcelerinin iki önemli sebebidir.

Down Sendromu Teşhisinde Yüzde 85 Erken Tanı Mümkün!

Dokuz ay binbir endişe içinde bebeğinizi kucağınıza almayı beklerken, zihinsel ve fiziksel kusurlara yol açan Down Sendromu (DS) riski, belli dönemlerde yapılacak DS taramaları ile erken dönemde belirlenebiliyor.


Dokuz ay binbir endişe içinde bebeğinizi kucağınıza almayı beklerken, zihinsel ve fiziksel kusurlara yol açan Down Sendromu (DS) riski, belli dönemlerde yapılacak DS taramaları ile erken dönemde belirlenebiliyor.

Bileşik Birinci Trimester Tarama Testi, 11-14. gebelik haftaları arasında NT ölçümü ile eş zamanlı olarak anne kanında gebelik proteinlerinin ölçümü ile yapılıyor. Bu testle, ense saydamlığı ölçümü, kandaki protein ölçümleri ile birleştirildiği zaman DS tespit oranı yüzde 85'e kadar ulaşıyor.

Gazi Üniversitesi (GÜ) Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Aydan Biri, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Down Sendromunun (DS) çocuğun vücudundaki hücrelerin 46 yerine 47 kromozoma sahip olması şeklinde tanımlandığını söyledi.

Bu konuda üniversite hastanesinin Perinatoloji ünitesinde yapılan Down Sendromu (Trizomi 21) serum tarama testleri hakkında bilgi veren Biri, tarama testleri ile gebe bir kadının taşıdığı bebeğin DS olma olasılığı araştırıldığını, ancak sonuçların kesin olmadığını belirtti. Biri, DS'li bir bebek doğurma riski yüksek gebenin tespit edilerek, invaziv tanı testlerinin (amniosentez, koryon villus biyopsisi, kordosentez gibi) önerilmesinin sağlandığını ifade ederek, "Riskin fazla çıkması, fetusun DS olduğu anlamına gelmediği gibi, riskin az olması da fetusun normal olduğu anlamına gelmez" dedi.

Uzun geçmişine rağmen halen DS tarama testlerinin, birçok açıdan zor anlaşılan ve zor anlatılan testler olduğunu dile getiren Biri, bugün gelinen noktada bir kısmı pratik olmadığı için kullanılamayan çok sayıda testin DS taraması için konuşulur hale geldiğini ifade etti. Biri, o yüzden hem hastaların hem de doktorların uygulamada zorluk yaşadıkları bir DS tarama karmaşasının ortaya çıktığını belirterek, "Ülkemizde bu konuyu kontrol eden kurum yok ve Sağlık Bakanlığı DS tarama testlerini gebelikte yapılması zorunlu testler arasına almadı" eleştirisinde bulundu.

Normalde 23 çift olmak üzere 46 kromozom ve bunların üzerine yerleşmiş genlerin fonksiyonu ile belirlenen insan yaşamının, kromozom sayısında sapmalar olduğunda bozulduğunu anlatan Biri, şunları kaydetti: "Yaşayan çocuklar içinde en sık karşılaşılan kromozom bozukluğu ise 21 kromozomun bir tane fazla olmasıdır. 800 canlı doğumda 1 DS bebek dünyaya geliyor. DS yaşayan çocuklarda zeka geriliği görülmektedir. Bu olgularda zihinsel kusurların yanı sıra hafif veya ağır yapısal kusurlar da görülebilir, fiziksel kusurun şiddetine göre ölümle de sonuçlanabilir.

Doç. Dr. Biri'nin verdiği bilgiye göre, birinci trimesterde (11-14 hafta) ve ikinci tirmesterde (16-18 hafta) ultrasonografi ölçümleri ve anneden alınan kan örneğinde bakılan bazı gebelik proteinleri ile tarama testleri yapılıyor.

Birinci trimester tarama testleri 11-14. gebelik haftasında DS taraması için ense saydamlığı (NT: ense saydamlığı = bebeğin ense kısmındaki derinin altındaki sıvı) ölçümü ve bileşik birinci trimester tarama (NT ve iki gebelik proteini) testi uygulanabiliyor. 11-14. hafta arasında yapılan ultrasonografi (USG), gebelik yaşının doğru hesaplanmasının yanı sıra, bebekte bulunabilecek bir kısım anormalliklerin saptanmasını sağlayan ense saydamlığı, yüksek rezolusyonlu ultrason cihazları ile DS bebeklerin bazı yapısal patolojileri görüntülenebiliyor. Ense saydamlığı ölçümü, bugün için DS'nun USG ile taranmasında standardize edilmiş tek ölçüm olarak dikkat çekiyor.

Çoğu kez yanlış olarak ikili test olarak anılan bileşik birinci trimester tarama testi, 11-14. gebelik haftaları arasında NT ölçümü ile eş zamanlı olarak anne kanında gebelik proteinlerinin ölçümü ile yapılıyor. Bu testle, ense saydamlığı ölçümü, kandaki protein ölçümleri ile birleştirildiği zaman DS tespit oranı yüzde 85'e kadar ulaşıyor. NT tek başına yüzde 70 oranında DS olguyu tespit edebiliyor. Ancak testin pratikte kullanılmasında karşılaşılan en önemli sıkıntı, testin güvenilirliği açısından ense saydamlığı ölçümünün doğru yapılmış olması gerekiyor. İkinci trimesterde 16-18. haftalarda DS ve nöral tüp defektleri için tarama yapılıyor.

DS taraması için önerilen ilk testler içinde yer alıyor. Bu testle, DS tespit oranı yüzde 60-65 olarak bildiriliyor. Birinci trimester tarama testleri için zamanında başvurmayan gebelere, üçlü testten daha duyarlı DS tespit oranı yüzde 70-75 olan dörtlü test yapılması öneriliyor. Dolayısıyla imkan olduğu ölçüde birinci trimester taraması, birinci trimester taraması yaptıramayan ve mecburen ikinci trimesterde taranması gereken gebelere dörtlü test tavsiye ediliyor.